<?xml version="1.0" encoding="utf-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <channel>
        <title>Abesiyat</title>
        <description>Icimden gelenler, aklimdan gecenler, gelip gecerken zihnime takilanlar, ruhumu isitanlar, yüregime dokunanlar, gözüme carpanlar, kafamda dolasanlar... yani kisacasi faydasiz ve bos seyler iste.</description>
        <link>http://abesiyat.blogcu.com</link>
        <lastBuildDate>Mon, 09 Nov 2009 06:04:44 +0200</lastBuildDate>
     
        <item>
            <title>Araf</title>
            <link>http://abesiyat.blogcu.com/araf_39654241.html</link>
            <guid>http://abesiyat.blogcu.com/araf_39654241.html</guid> 
            <description>&lt;p&gt;Buralara, yani blogosfere hatta kendi bloguma ugramayali bir hayali zaman gecmis...&lt;br /&gt;Hayatin icinde kaybolup, hayatin akisina kapilip canim blogumu ihmal etmisim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son g&amp;uuml;nlerde yine patlama asamasina geldigim ve icimdekileri nereye kusacagimi bilemedigim anda yine blog'cugum geldi aklima.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bloguma d&amp;ouml;kt&amp;uuml;m icimi.&lt;br /&gt;D&amp;ouml;kt&amp;uuml;m gerci d&amp;ouml;kmesinede,&amp;nbsp;ama &amp;ouml;yle bir soyut yazmisim ki, yazdiklarimi tekrar okudugumda ben bile anlamadi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Iste bu noktada asil yazmak istedigim konuya gececegim.&lt;br /&gt;Blog alemine tekrar adim attim, gezintiler yaptim demistim ya, iste bu gezintilerden birinde&lt;br /&gt;sanirim oldukca pop&amp;uuml;ler bir bloga rastladim.&lt;br /&gt;Kendimce bunalim takildigim bir g&amp;uuml;nde baska birinin hayati makaraya sararcasina, baskalarini iplemden kendi bildigini islemesini okumak icime serin sular serpistirdi. Muhtemelen blog sahibi benden yasca k&amp;uuml;c&amp;uuml;k ama belli ki hayati &amp;ouml;yle ustalikla kavramis ki,&amp;nbsp; banamisin demeden istedigi gibi sekil veriyor hayatina.&amp;nbsp;Ne istedigini biliyor ve tuttugunu kopariyor belli ki...&lt;br /&gt;Yazilari okurken hem kendi tasamdan derdimden uzaklastim, keyf aldim hem de bir taraftan&lt;br /&gt;imremdim... Hayati tamamiyla kavramis, yalamis yutmus sanki, bense hala kendi kendime bu niye b&amp;ouml;yle, su niye s&amp;ouml;yle diye miz mizlaniyorum.&lt;br /&gt;Kendimce hayatima sekil vermektense, cevremdeki olumsuzluklara takilip kaliyorum bazen ve bu beni cileden cikartiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mutlulugun oldugu kadar mutsuzluktan kendi elimizde nihayetinde.&lt;br /&gt;D&amp;uuml;nya ya, hayata, cevreye nasil bakarsaniz &amp;ouml;yle g&amp;ouml;r&amp;uuml;rs&amp;uuml;n&amp;uuml;z.&lt;br /&gt;Icinizideki motherboard olumlu programlanmissa etrafinizi oy sekilde degerlendirirsiniz.&lt;br /&gt;Sevgiyle, g&amp;uuml;venle yetistirildiyseniz insanlara yaklasmaniz da bu sekildedir.&lt;br /&gt;Ya hayatta en basindan kazik yediyseniz peki?&lt;br /&gt;Programlama en basindan hataliysa?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Iste o zaman g&amp;uuml;zellikler degil olumsuzluklar agir ba.. ( &lt;a href=&quot;http://abesiyat.blogcu.com/araf_39654241.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Thu, 26 Mar 2009 10:30:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Sinek kücük ama migde bulandiriyor...</title>
            <link>http://abesiyat.blogcu.com/sinek-kucuk-ama-migde-bulandiriyor_39481061.html</link>
            <guid>http://abesiyat.blogcu.com/sinek-kucuk-ama-migde-bulandiriyor_39481061.html</guid> 
            <description>Bazi insanlarin vurdum duymazligi, d&amp;uuml;s&amp;uuml;ncesizligi, bencilligi beni cileden cikartiyor, &lt;br /&gt;daha da k&amp;ouml;t&amp;uuml;s&amp;uuml; bu insanlardan biri&amp;nbsp;m&amp;uuml;stakbel esim&amp;nbsp;ise...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Niye erkek milleti bu kadar patavatsiz, fikirsiz, ruhsuz ve yontulmadiktir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sinirlenmemek, &amp;ouml;fkelenmemek ve hir cikarmamak icin kendimi zor tutuyorum ama &lt;br /&gt;tutuyorum da nereye kadar, neye yarar? Keskin sirke bilindigi &amp;uuml;zre k&amp;uuml;p&amp;uuml;ne zarar!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir ilskinin insanin y&amp;uuml;z&amp;uuml;nde aptalca bir tebess&amp;uuml;mle dolasma evrelerinden, &lt;br /&gt;pempe bulutlarin &amp;uuml;zerindeki gezintilerden gecip geldim d&amp;ouml;n&amp;uuml;m noktasina, hem de&lt;br /&gt;evlilige ramak kala.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu d&amp;ouml;nemi sag salim atlatirsam yirttim demektir, ama su an hic &amp;ouml;yle g&amp;ouml;r&amp;uuml;nm&amp;uuml;yor, &lt;br /&gt;tam aksine herseyi birakip cekip gitmek geliyor icimden...&lt;br /&gt;Eski g&amp;uuml;nlere, eski hallerime d&amp;ouml;nmek... Belki mutsuz belki mutluydum ama kendimleydim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beni ekstradan &amp;uuml;zen, mutlu mutsuzluguma ekstradan tuz katan biri yoktu.&lt;br /&gt;Hayatiniza giren insanin faydasindan cok zarari varsa, bu iliskinin ne anlami vardir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biliyorum iliski hesap kitap isi, zarar kar olayi degildir ama hayatimiza aldigimiz insanlarin&lt;br /&gt;bize ve hayatimiza kattiklari g&amp;uuml;zellikler olmali aksi taktirde hayatimizda olmalarinin bir nedeni yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve yine biliyorum ki bir iliski her daim g&amp;uuml;ll&amp;uuml;k g&amp;uuml;listanlik degildir, degisik evrelerden, farkli sekillerden gecer, bazen kara bulutlar sarar d&amp;ouml;rt bir yani, bazi zaman ise pamuk seker kivamida pes pembe g&amp;uuml;nler sarip sarmalar bizi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama ya evlilik &amp;ouml;m&amp;uuml;r boyu m&amp;uuml;cadele, kavga, cekip cevirme, bas kaldirma, boyun egme, &lt;br /&gt;inis cikis demek ise?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben inis cikislardan yoruldum artik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evlilik duruldugum, dinlendigim sakin liman olmaliydi, bir&amp;nbsp;esin kollari ise&lt;br /&gt;sarip sarmalayan, firtinalardan koruyan, sakinlestiren halat.&lt;br /&gt;</description>
            <pubDate>Tue, 24 Mar 2009 15:19:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Tehlikeli masallar</title>
            <link>http://abesiyat.blogcu.com/tehlikeli-masallar_9561151.html</link>
            <guid>http://abesiyat.blogcu.com/tehlikeli-masallar_9561151.html</guid> 
            <description>
&lt;p&gt;Bir kac ay önce Ahmet Altan'in orta yasli bir erkegin hayatindaki, daha dogrusu ask hayatindaki calkantilari anlatan bir romanini okumustum. Kismen ilginc bölümleri olsada, kitabin tümünü begenmedim dogrusu, ama kitabin iciresinde bas kahramanin sevgilisine anlattigi bir masal beni cok etkilemisti ve burada da paylasmak istedim. Herkes kendi yorumunu kendi getirsin isterima ama su kadarini söyleyeyim; bana göre bu masal aski yasamanin ve yasatmanin temel kurallarindan birini veriyor. Ama öyle ya da böyle tehlikeli masallar bunlar en nihayetinde.... &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Padişahla karısının bir türlü çocuğu olmuyormuş, ne yapmışlarsa bir çocuk sahibi olamamışlar. Bir gün yaşlı, uzun sakalları beyaz bir adam saraya konuk gelmiş, padişah adamı çok sevip akşam yemeğine alıkoymuş. Yemekten sonra sakallı ihtiyar, '' Galşba sizin meyveniz yok,'' demiş. Padişah hemen atılmış ''Her meyveden var, ne istersiniz?'' demiş. ''Yok,'' demiş ihtiyar, '' onu söylermiyorum, galiba sizin çocuğunuz yok, onu söylemek istiyorum.'' Padişahla karısının gözleri dolmuş, ''Çok istedik, ama olmadı,'' demişler. ''Peki'' demiş ihtiyar, '' ben size bir yol göstereceğim, dediklerimi yaparsanız bir çocuğunuz olur. Ülkenin en ucundaki dağın tepesinde bir pınar var, baharın yaza bağlandığı gece, tam sabah olurken, mehtap batmadan, güneş de çıkarken çırılçıplak o pınara girip yıkandıktan sonra, '' hayırlısı neyse o olsun'' deyip birbirinize kavuşacaksınız.'' Yaşlı adam bunları söyledikten sonra odasına çekilmiş, ertesi sabahta kimseye görünmeden saraydan ayrılıp gitmiş. Padişahla karısı, büyük bir kalabalıkla yola çıkmışlar, dağın başındaki pınara girip yıkanmışlar, sonra da çadırlarına çekilip yataklar.. ( &lt;a href=&quot;http://abesiyat.blogcu.com/tehlikeli-masallar_9561151.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Tue, 26 Feb 2008 17:03:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Iki kurbaga</title>
            <link>http://abesiyat.blogcu.com/iki-kurbaga_4509328.html</link>
            <guid>http://abesiyat.blogcu.com/iki-kurbaga_4509328.html</guid> 
            <description>Iki Kurbaga&lt;br&gt;&lt;br&gt;Bir kurbağa sürüsü ormanda ilerlerken,&lt;br&gt;içlerinden ikisi bir çukura düşmüş.&lt;br&gt;Diğer bütün kurbağalar çukurun etrafında toplanıp,&lt;br&gt;çaresiz bir şekilde bakıyorlarmış.&lt;br&gt;&lt;br&gt;Çukur bir hayli derin olduğundan düşen arkadaşlarının&lt;br&gt;zıplayıp dışarı çıkması mümkün gözükmüyormuş.&lt;br&gt;Yukarıdaki kurbağalar, boşuna&lt;br&gt;çabalamamalarını söylemişler arkadaşlarına:&lt;br&gt;&amp;#8220;Çukur çok derin. Dışarı çıkmanız imkânsız!.&amp;#8221;&lt;br&gt;Ancak, çukura düşen kurbağalar onların</description>
            <pubDate>Sat, 03 Nov 2007 01:53:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>dogulu belli, belki bizim orali / Murathan Mungan</title>
            <link>http://abesiyat.blogcu.com/dogulu-belli-belki-bizim-orali-murathan-mungan_4509282.html</link>
            <guid>http://abesiyat.blogcu.com/dogulu-belli-belki-bizim-orali-murathan-mungan_4509282.html</guid> 
            <description>
				Bir yılın son günleri&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;VI&lt;/b&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;doğulu belli&lt;br&gt;belki bizim oralı&lt;br&gt;nerde görsem tanırım ben&lt;br&gt;hüznünde asi dağların şivesi bozuk dumanını taşıyan&lt;br&gt;bu eşkiya duyarlığını&lt;br&gt;yaşı kırk beş elli, belli uyumamış Ankaran'nın derdine&lt;br&gt;ceketi küçük geliyor, elleri biraz büyük, yüreği yaralı&lt;br&gt;karısı yeni ölmüş, sığınmış oğlunun evine&lt;br&gt;&lt;br&gt;bir hamayıla bir sure sürer gibi</description>
            <pubDate>Sat, 03 Nov 2007 01:41:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Yalanda indirim var...</title>
            <link>http://abesiyat.blogcu.com/yalanda-indirim-var_4442006.html</link>
            <guid>http://abesiyat.blogcu.com/yalanda-indirim-var_4442006.html</guid> 
            <description>
  Asgariye indirgenmis sevgi sözcüklerinin 3/4 kaliplasmis laflar olunca insanin yalana dahi inanasi geliyor bazen.&lt;br&gt;Yalanin bini bir para iken zaten kim daha fazla para öder ki dogruya.&lt;br&gt;Hani ödenmedigi asikarda, dogrulukta fahis olmasina ragmen insanoglunun erismek icin ugrasmadigi tek lüks herhalde.&lt;br&gt;Demek ki neymis: Egri düzende dogru laf = kel basa simsir tarak... &lt;p&gt;&lt;/p&gt; 
.. ( &lt;a href=&quot;http://abesiyat.blogcu.com/yalanda-indirim-var_4442006.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Fri, 26 Oct 2007 18:31:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Beyin gücü yada hileleri</title>
            <link>http://abesiyat.blogcu.com/beyin-gucu-yada-hileleri_4441587.html</link>
            <guid>http://abesiyat.blogcu.com/beyin-gucu-yada-hileleri_4441587.html</guid> 
            <description>
               &lt;p&gt;Adamin biri bir gün evine bir resim asmak ister.&amp;nbsp; Fakat cekici yoktur. Dolayisiyl &amp;nbsp;komusunun cekicini ödünc almayi düsünür. Düsünür düsünmesinede birden icine kusku düser: Ya bana cekicini vermek istemezse? Daha dün kisaca selam verip gecti yanimdan. Belki acelesi vardi. Belkide benimle konusmamak icin acelesi varmis gibi yapti. Yada beni sevmiyor. Hem öyle olsa bile, ben ona hic bir sey yapmadimki, kendi kendine kuruntu yapmistir o. Biri benden bir sey istese hemen verirideim, o niye vermesinki. Hem &amp;nbsp;böyle ufak bir ricayi nasil geri cevirebilirki bir insan. Onun gibi insanlar zaten hayati zehir ederler. Bir de ona muhtac oldugumu düsünüyordur, sirf onun bir cekici var ve benim yok diye. Yok, yok artik canima tak etti der, ve bu vaziyette komsu evin yolunu tutar. Komsu kapiyi acar ve daha selam bile vermeden karsisinda duran adam öfkeyle&amp;nbsp; &amp;#8220;Cekinizi alinda basiniza calin, sizi hödük&amp;#8220; der ve cekip gider.&lt;/p&gt;    &lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;br&gt;&lt;/p&gt;            &lt;p&gt;Ünlü Amerikan Psikolog Maslow´unda dedigi: &amp;#8220;&lt;b&gt;elinde cekic olan herseyi civi olarak görür&amp;#8220;&lt;/b&gt; seklinde özetlenebilir bu hikaye. Ve hayatimizda günbe gün yasadigimiz insani iliskilerin yanlis anlasmalardan kaynaklanan deformasyonu icin sempomatik bir hikaye bu bence. Ister arkadas, ister is, ister sevgili iliskisi olsun cogu zaman iliskileri asil tehlikeye atan icten ice tasarlayip telafuz etmedigimiz olumsuz düsüncelerimizdir. Bu hikaye ilginizi cektiyse bu alintiyi yaptigim kitabi tavsiye ederim: Paul Watzlawick &amp;#8222; Mutsuzluk Kila.. ( &lt;a href=&quot;http://abesiyat.blogcu.com/beyin-gucu-yada-hileleri_4441587.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Thu, 25 Oct 2007 23:33:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Yargilar, önyargila ve paradigma</title>
            <link>http://abesiyat.blogcu.com/yargilar-onyargila-ve-paradigma_4441373.html</link>
            <guid>http://abesiyat.blogcu.com/yargilar-onyargila-ve-paradigma_4441373.html</guid> 
            <description>
&quot;....Onemli bir toplantida cep telefonuyla bagira cagira konusan bir kisi garibinize gidiyorsa, paradigmanizi degistirmeden onu degerlendirdiginiz için, belki siz yanılıyorsunuzdur.&lt;br&gt;&lt;br&gt;Ornegin trende giderken, bir baba, 3 evladiyla oturup, sürekli aglayan cocuklarina hic, susun, demeden yolculuga devam ettiginde ; siz ona ne gamsiz adam,diyebilirsiniz. Ama sorsaniz, onlar hastaneden geliyorlardir ve bir saat once cocuklarin anneleri olmustur ve eve donuyorlardir.&lt;br&gt;&lt;br&gt;Prof.Covey in konusmasini dinlemeye gelen annesi, arka sirada oturan 2 kisinin toplanti boyunca surekli konustuklarini gorerek, cok ofkelenmis ve oglumu kucumsuyorlar diyerek te çok uzulmus. Yemek molasinda ogluna, sunlarin kafasina cantami indiresim geliyor, demis. Oglu, anne o adam Finlandiyali, burada smultane tercume yok, mecburen tercumani yanina oturttuk,demis.&lt;br&gt;&lt;br&gt;Havaalanında aktarma yapmak isteyen yaşlı bir hanım, uçagının 2 saat gecikmeli oldugunu ögrenince, dergiler ve bir kutu kurabiye alarak bekleme salonuna gecmis. Yanındaki sehpaya da dergileri ve kurabiye kutusunu bırakarak, okumaya dalmış. Bir ara bakmış ki, yanındaki koltugu oturan bir adam, sehpadaki kurabiye paketini açıyor ve de yemeye başlıyor. Kurabiyelerin kendisine ait oldugunu hissettirmek isteyen kadın, adama dik dik bakmış. Hat.. ( &lt;a href=&quot;http://abesiyat.blogcu.com/yargilar-onyargila-ve-paradigma_4441373.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Tue, 16 Oct 2007 23:02:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Bir cam reklami ancak bu kadar güzel olabilirdi...</title>
            <link>http://abesiyat.blogcu.com/bir-cam-reklami-ancak-bu-kadar-guzel-olabilirdi_4403828.html</link>
            <guid>http://abesiyat.blogcu.com/bir-cam-reklami-ancak-bu-kadar-guzel-olabilirdi_4403828.html</guid> 
            <description>
 Son zamanda ekranlarda izledigim en güzel reklamlardan biri, Trakya Cam'in&amp;nbsp; reklam filmi.&lt;br&gt;Genelde bu tarz ürünler icin reklam filmleri sadece bilgilendirici reklamlar olur, yani tüketiceye, kisa bir zaman icerisinde ürünün avantajlarini ve faydalarini anlatmaktir amac dolayisiyle camin anamaddesi kumu ele alarak böylesine güzel ve yaratici bir tanitim yapan reklam ajansini tebrik ederim, süper bir bir fikir ve güzel bir uyarlama.&lt;br&gt;&amp;nbsp;  
.. ( &lt;a href=&quot;http://abesiyat.blogcu.com/bir-cam-reklami-ancak-bu-kadar-guzel-olabilirdi_4403828.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sat, 20 Oct 2007 15:34:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Dünya'nin en tuhaf mahluku</title>
            <link>http://abesiyat.blogcu.com/dunya-nin-en-tuhaf-mahluku_4400927.html</link>
            <guid>http://abesiyat.blogcu.com/dunya-nin-en-tuhaf-mahluku_4400927.html</guid> 
            <description>
Az evvel Almanya'dan haberlere göz attim ve icinden bir kacini özetleyecegim...&lt;br&gt;&lt;br&gt;1. 10 yasindaki bir cocuga tecavüz etmeye kalkisirken bir göz tanigi tarafindan engellenen aileninde dostu olan 41 yasinda bir adam&lt;br&gt;&lt;br&gt;2. 14 aylik bir bebegi ac susuz birakip ölümüne sebep olan anne baba&lt;br&gt;&lt;br&gt;3. Kumparalarindaki paralari hesaplarina yatirmak isteyen cocuklardan 5, 10 kurus demeden kendi cebine para indiren 45 yasinda bir banka iscisi&lt;br&gt;&lt;br&gt;Türk haberlerine göz atsaydim eminim yine buna benzer bir sürü haberler cikardi karsima hatta dünyanin her bir yaninda böyle insandisi, igrenc olaylara rastlamak mümkün aslinda ve bu durumda hayvanlarin bile kendi yavrularina yapmayacagi seyleri yapan, ne bicim yaratiklardir bunlar benim aklim almiyor.&lt;br&gt;Nazim Hikmet'in de siirinde dedigi gibi dünya'nin en tuhaf mahluku insan veya bir baska deyimle;&lt;br&gt;&quot;Insanl.. ( &lt;a href=&quot;http://abesiyat.blogcu.com/dunya-nin-en-tuhaf-mahluku_4400927.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sat, 20 Oct 2007 02:55:00 +0300</pubDate>        
        </item>
        <atom:link href="http://abesiyat.blogcu.com/rss.php" rel="self" type="application/rss+xml" />
</channel>
</rss>