Araf
26.3.2009 · Kategori: Icimden gelenler
Buralara, yani blogosfere hatta kendi bloguma ugramayali bir hayali zaman gecmis...
Hayatin icinde kaybolup, hayatin akisina kapilip canim blogumu ihmal etmisim.
Son günlerde yine patlama asamasina geldigim ve icimdekileri nereye kusacagimi bilemedigim anda yine blog'cugum geldi aklima.
Bloguma döktüm icimi.
Döktüm gerci dökmesinede, ama öyle bir soyut yazmisim ki, yazdiklarimi tekrar okudugumda ben bile anlamadi.
Iste bu noktada asil yazmak istedigim konuya gececegim.
Blog alemine tekrar adim attim, gezintiler yaptim demistim ya, iste bu gezintilerden birinde
sanirim oldukca popüler bir bloga rastladim.
Kendimce bunalim takildigim bir günde baska birinin hayati makaraya sararcasina, baskalarini iplemden kendi bildigini islemesini okumak icime serin sular serpistirdi. Muhtemelen blog sahibi benden yasca kücük ama belli ki hayati öyle ustalikla kavramis ki, banamisin demeden istedigi gibi sekil veriyor hayatina. Ne istedigini biliyor ve tuttugunu kopariyor belli ki...
Yazilari okurken hem kendi tasamdan derdimden uzaklastim, keyf aldim hem de bir taraftan
imremdim... Hayati tamamiyla kavramis, yalamis yutmus sanki, bense hala kendi kendime bu niye böyle, su niye söyle diye miz mizlaniyorum.
Kendimce hayatima sekil vermektense, cevremdeki olumsuzluklara takilip kaliyorum bazen ve bu beni cileden cikartiyor.
Mutlulugun oldugu kadar mutsuzluktan kendi elimizde nihayetinde.
Dünya ya, hayata, cevreye nasil bakarsaniz öyle görürsünüz.
Icinizideki motherboard olumlu programlanmissa etrafinizi oy sekilde degerlendirirsiniz.
Sevgiyle, güvenle yetistirildiyseniz insanlara yaklasmaniz da bu sekildedir.
Ya hayatta en basindan kazik yediyseniz peki?
Programlama en basindan hataliysa?
Iste o zaman güzellikler degil olumsuzluklar agir basar, güven degil korku kilavuzluk yapar,
sevgiye ise süpheyle yaklasilir.
Ömrüm boyunca bunlarla mücadele ettim, istedim ki ben de hayatla dalga geceyim, insanlara tedirgin olmadan yaklasayim, sevilmeden de sevebileyim...
Ama nafile, ben yapsam ne etsem hep eksik bir yanim, sistem hatali programlanmis ben napayim...
Yaklasik 3,5 senedir bunlari bir terapistle görüsüyorum ama hala eksikligimi kabullenemedim. Kibirimi, egomu yenip "kizim sen defolusun, zayifsin, kirilgansin ne kadar cirpinirsan cirpin hayattan icinden sek sek atlarcasina gecen kizlardan olamazsin" diyemedim.
Bagimsiz, güclü, kendi ayaklari üzerinde duran, hic kimseye, hic bir seye ihtiyaci olmayan, sert, dingin bir kadin.....
.....tablosu cizdim
Ne zaman kendimle barisirim, ne zaman kendi zaaflarimi kabullenir kirilgan oldugumu gösterebilirim sanirim ancak o zaman özgür olurum.
Su an ki durumda yansittigim güclü kadin resim ile icimdeki asil korkak ve ürkek kücük kiz arasinda gidip geliyorum.
A - rafta kaldim.
0 yorum yazılmıştır
« Önceki ::