Iki kurbaga

3.11.2007 · Kategori: Paylasilasi seyler

Iki Kurbaga

Bir kurbağa sürüsü ormanda ilerlerken,
içlerinden ikisi bir çukura düşmüş.
Diğer bütün kurbağalar çukurun etrafında toplanıp,
çaresiz bir şekilde bakıyorlarmış.

Çukur bir hayli derin olduğundan düşen arkadaşlarının
zıplayıp dışarı çıkması mümkün gözükmüyormuş.
Yukarıdaki kurbağalar, boşuna
çabalamamalarını söylemişler arkadaşlarına:
“Çukur çok derin. Dışarı çıkmanız imkânsız!.”
Ancak, çukura düşen kurbağalar onların
söylediklerine aldırmayıp çukurdan
çıkmak için mücadeleye devam etmişler.

Yukarıdakiler ise hâlâ boşuna çırpınıp durmamalarını,
ölümün onlar için kurtuluş olduğunu söylüyorlarmış.

Sonunda; kurbağalardan birisi
söylenenlerden etkilenmiş ve mücadeleyi bırakmış.
Diğeri ise; çabalamaya devam etmiş.
Yukarıdakiler de, çırpınıp durarak
daha çok acı çektiğini söylemeyi sürdürmüşler.

Ne var ki, çukurdaki kurbağa
onlara hiç aldırmadın son bir hamle daha yapmış,
bu kez daha yükseğe sıçramayı başarmış
ve çukurdan çıkmıştı.
Arkadaşlarının ümit kırıcı sözlerine
hiç kulak asmamıştı…
Çünkü o sağırdı !


Siz de olumsuz düşünceli insanları sakın duymayın!
Onların yüreğinizdeki umudu çalmalarına izin vermeyin... 

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Yargilar, önyargila ve paradigma

16.10.2007 · Kategori: Paylasilasi seyler

"....Onemli bir toplantida cep telefonuyla bagira cagira konusan bir kisi garibinize gidiyorsa, paradigmanizi degistirmeden onu degerlendirdiginiz için, belki siz yanılıyorsunuzdur.

Ornegin trende giderken, bir baba, 3 evladiyla oturup, sürekli aglayan cocuklarina hic, susun, demeden yolculuga devam ettiginde ; siz ona ne gamsiz adam,diyebilirsiniz. Ama sorsaniz, onlar hastaneden geliyorlardir ve bir saat once cocuklarin anneleri olmustur ve eve donuyorlardir.


Prof.Covey in konusmasini dinlemeye gelen annesi, arka sirada oturan 2 kisinin toplanti boyunca surekli konustuklarini gorerek, cok ofkelenmis ve oglumu kucumsuyorlar diyerek te çok uzulmus. Yemek molasinda ogluna, sunlarin kafasina cantami indiresim geliyor, demis. Oglu, anne o adam Finlandiyali, burada smultane tercume yok, mecburen tercumani yanina oturttuk,demis.

Havaalanında aktarma yapmak isteyen yaşlı bir hanım, uçagının 2 saat gecikmeli oldugunu ögrenince, dergiler ve bir kutu kurabiye alarak bekleme salonuna gecmis. Yanındaki sehpaya da dergileri ve kurabiye kutusunu bırakarak, okumaya dalmış. Bir ara bakmış ki, yanındaki koltugu oturan bir adam, sehpadaki kurabiye paketini açıyor ve de yemeye başlıyor. Kurabiyelerin kendisine ait oldugunu hissettirmek isteyen kadın, adama dik dik bakmış. Hatta canı o an istemedigi halde, kutudan bir kurabiyeyi agzına atmış. Her halde kurabiyelerin sahibinin kim oldugunu artık anlamıstır diye düsünürken, adam bir tane daha agzına atmaz mı. Hemen kadın da bir tane daha atmıs ve bir yarisma baslamıs, adam bir tane, kadın bir tane. Sonuçta kutuda tek kurabiye kalmıs, adam onu hızlıca kaparak ortadan bölmüs ve gülerek kadına ikram etmis. O sırada, kadının uçagının alana indigi anonsu duyulmus ve islemler için kadın bankoya gitmiş. Pasaportunu çıkartmak için çantasını açtıgında, ne görsün ;KENDI KURABIYE PAKETI, HIÇ AÇILMAMIS OLARAK ÇANTASINDA DURMUYOR MU ! MEGER, ADAMIN KURABIYESINI YIYORMUS.

Baskalarinin düsünce ve davranislari hakkinda hüküm verirken, elimizdeki veriler çogu zaman yeterli olmuyor.Davranislarin nedenini bilmeden çok yanlis yargilara varabiliyoruz. Covey bu örnekleri ; ayni enformasyona farkli bakis, bizim davranislarimizi belirler, diye özetliyor. Buradan yola cikarak cozemedigimiz sorunlar için, paradigma (zihin haritasi) degistirmenin geregini vurguluyor. Einstein'in bir sözünü animsatiyor : "Karsilastiginiz sorunlari, o sorunlari yarattiginiz düsünce duzleminde kalarak cozemezsiniz."

Çogumuzun zaman zaman yaptigi gibi, "sorunlarin icinde kaybolmak" yerine,paradigma degistirmeyi basarip, sorunlara farkli bicimde yaklasabilenler, o sorunu asma sansini da yakaliyorlar. Zaten sorunlarimizi dostlarimizla paylasmamizin nedenlerinden biri de, farkli bir bakisin, bize farkli davranabilme kapisi aralama ihtimali degil midir ?. Cozumsuz gibi gordugunuz sorunlar konusunda paradigma degistirmenin onemi vardir.Aslinda hayatimizi, basarimizi,mutlulugumuz belirleyen bizim kendi davranislarimizdir. Basimiza gelen her seyle onlara verdigimiz tepki ve yanit arasinda genis bir hareket alani vardir......."

Stephan Covey

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Giysi tarihi

16.10.2007 · Kategori: Paylasilasi seyler

Gecenlerde can SIKIntisindan telefonumu kurcalarken cok ilginc bir sey kesfettim. Meger cep telefonumda giysi tarihi diye bir dosya varmis. Bende bu kisa ve öz  bilgileri burada paylasmayi düsündüm.

Buyrun telefonumdan bire bir aktarilmis bilgiler:

 

Ayakkabi tarihi:

Ilkbilinen ayakkabi sandalettir. Eldeki bulgulara göre, bir cok insan ciplak ayakla dolasiyor olmasina karsin ilk uygarliklarda bile kullanilmistir. MÖ 1600 yillarinda ilk olarak Mezopotamya’ daki dagcilarin makosen tipi ayakkabi giydigine inanilmaktatdir. Bu yumusak ayakkabida bir deri parcasi ayagi sarmakta ve bunu deriden yapilmis bir ip tutmaktadir. Ilk topuklu ayakkabi örnegi, eski Misir’da MÖ 1000 yillarindan kalma bir mezarda bulunmustur.

 

Kazak tarihi:

Kalin yün kazaklar, Avrupa kitasinda ilk dokunan elbisedir. Balikcilari rüzgardan, yagmurdan ve deniz suyundan korunmak icin kullaniyorlardi. Dokuma 5. yüzyilda Araplar tarafindan Avrupalilara tanitildi ancak 15. yüzyila kadar pek popüler olamadi. Dokumanin, balik agi yapma yönteminden türetildigine ve farkli bölgelerdeki balikcilari farkli dokuma düzenine sahip olduklarina inanilmaktadir. Tarihciler balikcilarin, kazaklarinin desenine bakarak birbirlerinin nereden geldiklerini anliyor olabileceklerini düsünmektedir.

 

Takim elbise tarihi:

Takim elbise, 19. yüzyilda erkekler icin en önemli giysilerden biri haline geldi. Hatta maddi durumu pek iyi olmayanlar, takim elbisenin bir sonraki kusaga birakilacak cok önemli bir varlik oldugunu kabul etmislerdir. Ic camasirlarin vücutla elbisenin temas etmemesini saglayarak takim elbiseyi temiz tutma icin 1830 yilinda kullanilmaya baslandigina inanilmaktadir. !9. yüzyilin sonunda, modayi takip eden bir erkek alti türe kadar takim elbiseye sahip olmaktaydi: üc farkli tür paltoyla kullanilan resmi takim elbiseler ve üc farkli stilde montla birlikte kullanilan daha az resmi takim elbiseler. 19. yüzyilin sonlarina dogru, bisiklete, ata binmek ve diger sporlar sirasinda kullanilmak üzere kadinlar icin takim elbiseler de popüler olmaya basladi.

 

Palto tarihi:

Paltolar cok eski zamanlardan bu yana kadin ve erkeklerin SIk kullandiklari bir giysi türüdür. Tarihte paltolarin boyutlari, renkleri, sekilleri ve kumaslari farkli olmustur. Yagmurluk paltolarin kesfi, yagmurlu havalarda kullanim acisindan cok begeni kazanmistir. Yagmurluk 19. yüzyilin sonlarinda yaratilmis bol, su gecirmez bir paltodur. 1923 yilinda Charles Macintosh, su gecirmez, lastikten yapilmis bir kumasin patentini aldi. Terziler, bu kumasin cok dikildigini düsündüler ve günlük calismalarinda kullanmayi reddettiler. Bu nedenle 1840 yilinda Charles Macintosh, ilk su gecirmez giysilerin yapildigi kendi fabrikasini acti. Giysilerde su gecirmezlik teknikleri, 1970li yillara kadar her hangi bir gelisim göstermedi.

 

Pantolon tarihi:

Bugünkü haliyle 19. yüzyilda yaratilmistir.Ancak, Eski Perslerde kadinlarin pantolon giydikleri bilinmektedir. Avrupa’da, orta cagin ilk zamanlarinda erkekler tunik giyiyorlardi ancak metal zirhlarin kullanilmaya baslanmasi bu giysilerin kullanimini zorlastirdi.Bu nedenle uzun coraplar daha sonrada simdi golf pantolon olarak adlandirdigimiz giysiler erkekler arasinda popular hale gelmeye basladi. Golf pantolon, dizin hemen altindan baglanan ve uzun coraplarin üzerine giyilen kisa pantolonlardi. 1830’lu yillarda golf pantolonlar bacaklari saran hale geldi. Ve pantolon adini almaya basladi. 1830’lardan sonar pantolon daha uzun ve bileklerde daha genis bir bicim aldi ve o günden sonra erkekler icin cok gerekli giysilerden biri durumuna geldi.

 

Gömlek tarihi:

Avrupa Rönesansinin baslangicina kadar gömlek bir ic camasir olarak kullanilmaktaydi. Itibarli bir erkegin gömlegini göstermesi Kabul edilemez bir durumdu. Ancak Rönesans döneminde omuz, gögüs ve kol altinda dantel kullanimi, beyaz ketenin saklanmasi zorlastirdi. 1530 yilinda, giysilerin dar bir bantla katlanmasiyla gömlegin boyun ve bileklerde görünmesi Kabul edilebilir duruma geldi ve moda oldu. 19. yüzyilin sonlarinda gömlegin tamamen görünmesi kabul görmeye basladi.Bu zamanlarda gömleklerin yüksek, kolali yakalari vardi. Ancak 1917’de, yakanin boyunda yarattigi basincin, giyen kisinin gözleri icin sagliksiz bir durum oldugu anlasildi ve yaka bugünkü halini aldi; yaka kravat üzerine katlandi.

 

Elbise tarihi:

1870’li yillarda, geleneksel, vücudu SIKI bir sekilde saran elbiselere alternative olarak estetik elbiseler tasarlandi. O zamanlarin sanatci ruhlu insanlari, mevcut kadin modasinin sagliksiz ve kisitlayici oldugunu düsündüler. Estetik elbiseler, genis kollu ve basit bir etekten olusan bir elbiseydi ve kadinlari kat kat kumaslarin neden oldugu agirliktan kurtarmayi amacliyordu. Ilk zamanlar pek popüler olmadiysa da estetik elbiseler “artistic” elbiseler halini aldi ve 1890’li yillarda  piyasada satilmaya baslandi. Kadinlar isyanci bir nedenden cok pratik olmalari nedeniyle bunlari satin almaya basladilar.

 

Etek tarihi:

Rönesans’la birlikte etekler giderek genisledi ve tüm Avrupa’da cemberli Ispanyol etekleri moda oldu. Cemberli etek, elbisenin altina giyiliyordu ve üzerinde cemberler vardi. Cember balina kemiginden ya da sepet sögüdünden yaplilir ve etegin icine takilarak daha genis durmasini saglardi., Ispanyol stilinde ise elbiseye bir can sekli vermesi saglanirdi. Cemberli etek, maksimum genisligine, etegin bol kisminin, davul benzeri bir görünüm aldigi 17.yüzyilda kavustu. Tarihciler, cemberli etegin bazi türlerinin 5,5 metre genisliginde olabildigini ve genis merdivenler gibi bazi mimari özellikleri etkiledigini düsünmektedirler.

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

J'attendrai le suivant (Sonrakini bekleyeceğim...)

1.10.2007 · Kategori: Paylasilasi seyler

Bir cok ülkeden ödül almis, 2003 de Oscar'a aday olmus ve 2004 Avrupa Film Festivalinde 'En iyi kisa film' ödülünü jazanmis cok basarili bir calisma...

Genc bir adam metroya biner ve yolculara seslenmeye baslar. Fransa da yaklasik 5 milyon bekar insanin yasadigindan ama buna ragmen  kendisinin 3,5 senedir bir sevgilisi olmamasindan sikayetcidir.
Bu durumdan SIKILdigini, ciddi bir iliski aradigini söyler ve...
ve gerisini kendiniz izleyin..

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Gölge oyunlari

1.10.2007 · Kategori: Paylasilasi seyler

What a wonderful world diyorum sadece, izleyin ve görün

Kalıcı Bağlantı Yorum (2) Yorum yaz!

« Önceki ::