Beyin gücü yada hileleri

25.10.2007 · Kategori: Kafama takilanlar

Adamin biri bir gün evine bir resim asmak ister.  Fakat cekici yoktur. Dolayisiyl  komusunun cekicini ödünc almayi düsünür. Düsünür düsünmesinede birden icine kusku düser: Ya bana cekicini vermek istemezse? Daha dün kisaca selam verip gecti yanimdan. Belki acelesi vardi. Belkide benimle konusmamak icin acelesi varmis gibi yapti. Yada beni sevmiyor. Hem öyle olsa bile, ben ona hic bir sey yapmadimki, kendi kendine kuruntu yapmistir o. Biri benden bir sey istese hemen verirideim, o niye vermesinki. Hem  böyle ufak bir ricayi nasil geri cevirebilirki bir insan. Onun gibi insanlar zaten hayati zehir ederler. Bir de ona muhtac oldugumu düsünüyordur, sirf onun bir cekici var ve benim yok diye. Yok, yok artik canima tak etti der, ve bu vaziyette komsu evin yolunu tutar. Komsu kapiyi acar ve daha selam bile vermeden karsisinda duran adam öfkeyle  “Cekinizi alinda basiniza calin, sizi hödük“ der ve cekip gider.

 

Ünlü Amerikan Psikolog Maslow´unda dedigi: “elinde cekic olan herseyi civi olarak görür“ seklinde özetlenebilir bu hikaye. Ve hayatimizda günbe gün yasadigimiz insani iliskilerin yanlis anlasmalardan kaynaklanan deformasyonu icin sempomatik bir hikaye bu bence. Ister arkadas, ister is, ister sevgili iliskisi olsun cogu zaman iliskileri asil tehlikeye atan icten ice tasarlayip telafuz etmedigimiz olumsuz düsüncelerimizdir. Bu hikaye ilginizi cektiyse bu alintiyi yaptigim kitabi tavsiye ederim: Paul Watzlawick „ Mutsuzluk Kilavuzu“ (Kitap hakkinda ayrintili bilgileri de ekleyecegim yakin zamanda)


Ve ayriyeten bu konuya benzer paradigmalar ile ilgili bir baska yazi daha eklemistim, eger bir göz atmak isterseniz burdan buyrun: "Yargilar, önyargilar ve paradigma"

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Dünya'nin en tuhaf mahluku

20.10.2007 · Kategori: Kafama takilanlar

Az evvel Almanya'dan haberlere göz attim ve icinden bir kacini özetleyecegim...

1. 10 yasindaki bir cocuga tecavüz etmeye kalkisirken bir göz tanigi tarafindan engellenen aileninde dostu olan 41 yasinda bir adam

2. 14 aylik bir bebegi ac susuz birakip ölümüne sebep olan anne baba

3. Kumparalarindaki paralari hesaplarina yatirmak isteyen cocuklardan 5, 10 kurus demeden kendi cebine para indiren 45 yasinda bir banka iscisi

Türk haberlerine göz atsaydim eminim yine buna benzer bir sürü haberler cikardi karsima hatta dünyanin her bir yaninda böyle insandisi, igrenc olaylara rastlamak mümkün aslinda ve bu durumda hayvanlarin bile kendi yavrularina yapmayacagi seyleri yapan, ne bicim yaratiklardir bunlar benim aklim almiyor.
Nazim Hikmet'in de siirinde dedigi gibi dünya'nin en tuhaf mahluku insan veya bir baska deyimle;
"Insanlari taniyan, hayvanlari daha cok sever"

ve hakaten böyle haberler okudugumda migdem kalkiyor ve sinirlerim geriliyor ama ne yazik ki, elden gelen hic birsey yok...


Kalıcı Bağlantı Yorum (2) Yorum yaz!

Ask hikaye...

26.9.2007 · Kategori: Kafama takilanlar

Uzun yillar önce Leo Buscaglia`nin bir kitabini okumustum, yanlis hatirlamiyorsam kitabin adi  'yasamak, sevmek ve ögrenmek' ti. Ve aradan uzun yillar gecmis olmasina ragmen özellikle bir bölümü aklimda kalmis... Amerikan ask filmlerinden söz ediliyordu kitapta ve yazar söyle diyordur; 90 dakika boyunca erkek kadinin pesinden kosar, elde etmek, cezbetmek icin denemedik yol birakmaz ve kadin, kacan kovalanir misali film boyunca naz yaptiktan sonra erkegin cazibesine dayanamaz ve sonunda anadolu deyimiyle samanlik seyran olur.(Yazar tam olarak böyle demiyordur tabiki ama özet olarak söylenen buydu). Asil ilginc olan bu 90 dakikadan sonra gelisecek olaylar, yani cift kavustuktan sonra ne yasar, iliski nasil sürer, günlük hayatlari nasil gecer diye ekliyordu yazar...

Ve bende diyorum ki, günlük yasam icerisinde aska yer yoktur...
Ask özlemektir...
Ask hasrettir...
Ask yanip tutusup kavusamamaktir,
Ask hicran,
Ask firkattir....

Cahit Sitki Taranci' nin da dedigi gibi...

Sen de her şey gibi,yakınımda iken,
Sen de oluyorsun gözlerimde diken.
Git,git benden uzak,uzak bir yere git;
Ne olur,içimde her zaman bir ümit,
Her uzak şey gibi öyle yalnız hayal,
Yalnız rahiya,renk,şarkı halinde kal.


Bu yüzdendir ki,bildigimiz tüm büyük ask hikayeleri kavusamamis sevgililer üzerinedir ve büyük sairlerin en güzel ask siirleri sevdiklerine hasret kaldiklarinda ortaya cikmistir.Kimse ayni iki göz odayi paylastigi, günlük hayatin SIKIntilarini paylastigi, tuzlu yemek, ortadan sIKIlmis dismacunu tüpü, daginik esyalar üzerine kavga ettigi kisiye yanip tusumaz. Ask iki göz odada degil sevgiliden kilometrelerce uzakta engin deryalarin ortasinda hayat bulur ve kiyiya yaklastikca özünü kaybeder.Bazen sevgi olur, bazen ilgisizlik, bazen bezginlik, bazen ise monotonluk olur ama her ne boyuta ulasirsa ulassin, 90. dakikadan sonra ask asla ilk dakikadaki gibi olmaz.

Belki de bu yüzden mutlu son ile biten kitaplari ve filmleri sevmem...
Asla asil yasami yansitmaz bu mutlu sonlar, kitabi kapattiktan ya da film bittikten sonra hep yarim kalmis birseylerin buruk tadi kalir hikayelerin ardindan. Birde aska dair diger teorimi ele alirsam, yani askin hormonlardan kaynaklanan bir beyin yanilmasi oldugunu, o zaman vardigim sonuc su oluyor arkadaslar...
Ask, Azami Suur Kaybindan kaynaklanan gecici bir mazosistlik egilimidir.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Askin katilini buldum...

25.9.2007 · Kategori: Kafama takilanlar

Gecenelerde bir yerde Fatih Kisaparmak´in cok sevdigim bir türküsünü dinledim...

Hani diyor ya..
Sevdiğine sözü olan bir kilim dokur
Kilimin dilinden ancak anlayan okur
Sırlarımı verdim sana sevgimi verdim
Şu gönlümü kilim yaptım yoluna serdim

Kilim kalbin aynasıdır gönlün sesidir
Her nakışı bir duygunun ifadesidir
Kilim sevgiliye cağrı aşka davettir
Kimi renkler şikayettir kimi hasrettir

Ben şu gönül dergahında aşkı okudum
Kilim yare mektupumdur arzıhalimdir
Her nakışı bir kelime kalem elimdir



Vay be dedim kendi kendime, demek öyle bir devir varmis ki,
insanlar kilimin dili ile anlasabiliyormus,
kilimin renkleri, desenleri ile sevgilerini, özlemlerini,
elemlerini dile getirebiliyormus.
Bu kadar saf ve yalin.

Ve birde bugünki durumu düsündüm.
Herkesin evinde PC, cebinde telefon, altinda araba, yani her an sevdigine ulasabilecek ve
hatta kavusabilecek kadar teknoloji ile bezenmis ve donatilmis bir hayat.
Ama buna ragmen hic bu kadar sevgi yoksunu, aska hasret bir baska toplum gelmis gecmis midir
su devri alemden diye düsündüm.

Bu teknoloji bizi özensiz, tembel yapti,ve hatta yozlastirdida bi bakima.

Her an gözümüz telefonda , ha aradi ha arayacak diye.
Güvenmek icin caba sarf etmek yerine, kontröl aramalari yapiliyor, yapilmiyorsa bile,
aklin bir kenarindan kösesinden geciyor bu fikir.
Sevgiliye her an kavusabilcegi imkanlara sahip olmasi insanlarin, özlemeyi, hayal kurmayi,
bir bakisla yetinebilmeyi unutturdu.
Msn yeler, Yahoolar, ICQlar ve daha niceleri yüzünden kelimeler kifayetsiz kalmaya basladi,
sözlere itimat sifirlandi.

Gelisen teknolojiyle gelen rahatlik, gönüllere pek bi ferman olmadi bana kalirsa.

Ben yüregimin coskusunu kilime dökmek istiorum, ama bu devirde bi anlayan cikar mi bundan süpheliyim...


Hersey degisse bile ask ala turka kalsa , olmaz mi ?

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Eski toprak ve cikolata

25.9.2007 · Kategori: Kafama takilanlar

Ninem eski toprak, eski toprak diye tabir edilen insanlar saglam yapida, kolay sarsilmayan toprak gibi verimli insanlar sanirim...
Bana ise ninen hep "siz cikolata cocugusunuz" der... siz derkende beni ve akranlarimi kast ediyor...
Bu bilindik bir laf midir yoksa ninenim bir deyimi mi bilmiyorum ama her nasilsa sanirim ninem hakli...
O ve onun yasindakiler eski toprak bizim jenerasyon ise cikolata cocuklarindan ibaret.
Toprakla ugrasmak kolay degildir, ektigini bicmek icin sabirli, azimli ve caliskan olmak gerek.
Modern zamanin modern tatlilarindan olan cikolata ise afilli bir ambalaj, gecici bir tat ve bir iki de zararli etkenden baska birsey teskil etmemekte.
Biz,yani modern zamanin modern insanlarida böyle degilmiyiz, afilli amabalaj, gecici buruk bir tat ve zararli ?
Eskiden insanlar saf, ekmekler katiksiz, tarlalar kimyasiz, sevdalar yalansiz degil miydi ?
Bugün ise tüketim manyagi, zevk düskünü, sevdalari hevesle karistiran insanlar olmadik mi ?
Söyle bir etrafiniza bakin, saf ve temiz olan ne kalmis ?
Ne zaman, nerde yitirdik biz eskileri ?
Nasil vazgectik, nasil ödün verdik topraktan ?

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki ::